Next(2007)

Mayıs 1, 2007 at 11:39 am (Sinema)

Lee Tamahori‘nin yönetmeliği yaptığı bu filmin öyküsü,son yıllarda kendisinden epey söz ettiren bilimkurgu yazarı Philip K. Dick ‘in ” The Golden Man(Altın Adam)” hikayesine dayanıyor.Philip K. Dick’in öyküleri hangi filmlere konu olmuştu derseniz “Total Recall“, ” Minority Report“,”Paycheck“,”A Scanner Darkly” gibi filmleri sayabiliriz.Lee Tamahori’yi de “Once Were Warriors“(19 ödülün sahibi film),”Die Another Day“,” xXx” gibi filmlerden hatırlayabiliriz.Bu filmlerin başarısını göz önüne alacak olursak Lee Tamahori’nin her yeni filmiyle ciddi bir izleyici kitlesini kaybettiğini görüyoruz.Kendisi de bunun farkında olacak ki rolleri büyük oyunculara paylaştırmayı uygun görüyor.Örneğin “Die Another Day”de karşımıza çıkan Pierce Brosnan ve Halle Berry,”xXx”de karşımıza çıkan Samuel L. Jackson ve Willem Defoe.Bu filmde de karşımıza çıkan Nicolas Cage,Julianne Moore ve güzelliğiyle izleyiciyi büyüleyen Jessica Biel.

Cris Johnson(Nicolas Cage)’ın doğuştan bir yeteneği vardır.Yaşadığı andan itibaren 2 dakika sonrasına kadar olan sürede geleceği görebilmektedir.Bu yeteneği sayesinde bir gece şovundan para kazanmakta ve daha çok paraya ihtiyacı duyduğu zamanda ise kumar oynamaktadır.Her şey kumarhanede iki cinayetten aranan bir zanlının Cris tarafından durdurulması ile başlar.Ardından bir FBI ajanı olan Callie Ferris(Julianne Moore)’in dikkatini çeker ve Cris’in kendine sakladığı yeteneği gün ışığına çıkar.Bir taraftan Los Angeles nükleer bomba tehditi altındadır ve terör eylemcileri durdurulmazsa herkes ölecektir( evet çok klişe bir konu ).FBI ajanı da Cris’in yeteneğinden faydalanarak nükleer bombanın yerini tespit etmek istemektedir.Fakat hesaba katmadığı Cris’in yalnızca 2 dakika geleceği görebilmesidir. Hayatı koşuşturmacayla geçen Cris,hayallerini süsleyen Liz(Jessica Biel)’e rastlar ve Liz’i de bu koşuşturmacanın içine dahil eder.Liz ile birlikte olduğu süre içerisinde ise 2 dakikadan daha fazla sürede geleceği görebilmektedir.Bir taraftan FBI ajanları bir taraftan da terör eylemcileri Cris’in peşindedir.Aşk gene her şeyin üstesinden gelecektir.

Daha önce saydığımız hiçbir bilimkurgu filmiyle alakası yok değil mi ? Film kesinlikle bir macera filmi.Görsel efektlerle süslenmiş,içerisine başarılı oyuncular serpiştirilmiş,güzel bir kadın ve bir aşk senaryosu tertiplenmiş 2007 yapımı macera tipi film oluvermiş.Görüldüğü gibi tarifi gayet basit.Julianne Moore sevenleri ise kesinlikle bir hüsran bekliyor.Bu kadar ucuz bir senaryoya dahil olacak kadar paraya mı ihtiyacı vardı acaba?Aynı soru Nicolas Cage için geçerli olamaz.”Ghost Rider” performansı ile herkesi şaşırtıp,büyüledikten sonra çok da para sıkıntısı çekmiyor olsa gerek.Jessica Biel ise üzerine düşeni yapmış.Yeni yeni yıldızı parlamaya başlayan bir oyuncu için bu filmde bir rol kapmak yerinde denebilir.Lee Tamahori acilen kendini yenilemeli yoksa biz izleyicileri bundan sonra kandırması pek de kolay olmayacak.

Zamanım boş geçmesindense Nicolas Cage’i severim,ne çekerse izlerim diyorsanız bu film tam size göre.İyi seyirler!

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Intacto

Nisan 23, 2007 at 4:09 pm (Sinema)

Juan Carlos Fresnadillo’nun yönetmenliğini yaptığı 2002 yapımı İspanyol filminin ülkemizde vizyona girme tarihi 2003′tür..2002 yılında Goya Ödülü’nü kapmış ve Bağımsız Film Festivali’nde kendine bir yer bularak izleyicilerin ağzında güzel bir tat bırakmıştır..

Filmin başlığı “Intacto” el değmemiş anlamına gelmektedir..Ülkemizde “Bahis” adı altında oynatılmıştır.. Peki neden Intacto yani “el değmemiş”? ..Film esas olarak “şans” üzerine oturtulmuştur..Hayatımızda sürekli bahsettiğimiz oysa beyazperdede az işlenmiş olan bir konudur bu..İnsanların birbirleriyle temasa geçmeleri durumunda birbirlerinin şanslarıyla oynadıklarına dikkat çekilir..Ve buna inanan insanlar da “el değmemis” olmaya calışırlar..Bu tür insanlar fotoğraf çekilsin istemezler..Çünkü aynı şekilde şanslarını fotoğraf kareleriyle başkalarına geçirmek istemezler..Bir kişinin elinde , ne kadar çok insanın fotoğrafı var ise o kişinin o derece şanslı olduğuna inanılır..

İkinci Dünya Savaşı sıralarında , toplama kamplarında Nazilerin baskısı altında bulunan Yahudilerden biri hayatta kalmayı başarır ve şansa inancı ilk orada,küçücük bir çocukken başlar..İlerde bir şans kulübü açar ve şanslı oldugunu ispatlamış kişilere kapılarını açar..Bu kulübe katılmak sanıldığı kadar da kolay değildir..Kendini şanslı gören insanlar arasından sıyrılıp, öne çıkmak gerekmektedir..Bu kapıdan girenlerin ise geri dönüşü yoktur..Şanslı olan kazanacaktır..

Yönetmen bu filmle yeteneğini sergilemektedir..Gerek mekan seçimleri ,gerek çekim teknikleri gerekse oyuncu seçimiyle iyi bir iş çıkarmıştır..İlginç bir senaryoya sahip olan bu film daha iyi kurgulanabilirdi.. Fakat yine de filmin pozitif tarafları ağır basmaktadır..Film genel anlamda seyircinin alışık olmadığı hatta seyirciyi rahatsız edecek bir özelliğe sahiptir..Mutlaka izlenmelidir..Film başından izleyiciyi içine çekip,bitene kadar da izleyicinin yakasından düşmemektedir..Siz de bu filmi izle(miş)yecek “şanslı” insanlardanmısınız ?..

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Prag Senfoni Orkestrası

Nisan 6, 2007 at 9:14 pm (Müzik)

 03-04 Nisan 2007 Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşmiş müthiş olaydır.. Orkestra elemanlarının müthiş uyumu, performansları, asillikleri takdir edilesidir.. Dinleyenleri almış başka evrenlere götürmüştür..O atmosferi yaşamış olmak çok güzeldir.. Bir anda herkes kendini ritim tutarken bulmuştur.. Bu da dinleyenlerin ne kadar müziğin  içine girmiş olduklarını göstermektedir..Ben çok keyif aldım..Darısı size..

Program şöyleydi ki:

a. dvorak
admid nature
w. a. mozart
concert for piano and orchestra in c major kv 415
a. dvorak
symphony no.9
b. smetana
from bohemia’s meadows and forest
a. dvorak
slavonic dances – selection – dances no.1, 2, 3, 7, 8, 9, 10, 11″

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

26. Uluslarası Film Festivali

Mart 31, 2007 at 11:07 am (Sinema)

Uluslararası film festivali bugün itibariyle başladı..Gala biletleri bu sene 50 milyondan satışa sunulduğu için pek yanına yaklaşamadım..Fakat gene de izleyeceğim epey film var..Biletlerin satışa sunulduğu gün 3.5 saate yakın kuyruk beklediğimi hatırlıyorum..Umarım beklediğime değer (= Ayrıca o gün çok soğuk olduğu için kuyruktakilere sınırsız çay ikramı vardı bunu da unutmadım..Bir dahaki seneye sınırsız kazak,çorap,palto vs verilmesini şiddetle bekliyor olacağım (=

Bu sene film gösterimleri yapılacak sinema salonları arasına “Yeni Melek” de dahil olmuş..Bakalım umarım bizlere keyifli bir salon sunacaklardır..

Açılış filmimiz ile başlayayım :

31 Mart 2007 Yeni Melek “Yerdeniz Öyküleri“..

Ursula’nın hikayelerinden birini anlatır..İzlenebilir bir filmdir..Az karakter barındırır..İsimleri akılda tutmak zor olmaz..Ama bu karakterlerin bir de “true name” leri vardır ki bu da hafızamızı zorlamaya başlar..Filmde olan iki müthiş komşu tiplemesi vardır ki gerçek teyzelere bire birdir.. Mimikler,konuşmalar izleyiciyi kendinden geçirip,izleyicinin gülme krizine girmesine neden olabilir..Şayet sinemaya filmi izlemek dışında her şeyi yapmak için gelen bilimum insanlar(sms atan,piknik yapmaya gelen,sevgilisini yutan vs) arkalarını dönerek tip tip neden güldüğünüze anlam veremeyebilir..Bu durumlarda sakin kalıp gülmeye devam etmelisiniz..

Yeni Melek konusuna gelince..Aynı koltuklardan ikişer bilet basıldığını gördük..Nasıl mı?..Şöyle ki salon ve balkon ayrımı yapılmadığı için ufak bir dumura uğradıktan sonra herkes bir şekil yerlerini alıp 10 dk rötarlı filmimiz başlamıştır..Asıl soru ise şudur:”Acaba her filmde bu çile yaşanacak mıdır?”..Bir de salonun çıkışını tek kapı yapmışlar insanlar çıkmak için fenalık geçirmek zorunda kaldılar.. Bir açılış filmimizin de sonuna böylece gelmiş olduk haydi hayırlısı..

2 Nisan 2007 Yeni Melek “Elde Makas Koşmak

Kadrosu çok dolu dolu olan pek eğlenceli bir filmdir bu..Annette Bening,Joseph Fiennes,Alec Baldwin,Gwyneth Paltrow gibi isimler mesela mevcut..Sonra yönetmen de tanıdığımız bir isim Ryan Murphy,yani çılgın dizi Nip/Tuck’ın yönetmeni :) Filmin konusuna gelince..Pek ilginçtir..Alkolik bir baba,şiir yazmakla kafayı sıyırmış bir anne ve bu ortamda büyüyen normal olamayan bir şirin çocuğun hikayesi..Alkolik babanın evden ayrılması sonucunda anne psikolojik yardım alır fakat yardımı aldığı insan da sağlıklı sayılmaz..Daha sonra kendi öz oglunu bu doktorun vasiyetine gecirir ve olaylar gelişir..

Yönetmen Nip/Tuck ‘ın yönetmeni olduğuna göre çarpık ilişkiler bizi şaşırtmamalıdır.. Örneğin 15 yaşındaki çocuğun gay olup 35 yaşında bir adamla ilişkisi olması,anne diye bağrımıza bastığımız Annette Bening’in ilerleyen sahnelerde lezbiyen oluvermesi filme damgayı vuran olaylar arasındadır..

Film çok eglencelidir..İzlenmelidir..Annette Bening acayip bir hatundur.. Bunu anlamaya bire bir filmlerdendir demek yanlış olmaz :)

05 Nisan 2007 Reks “Paprika

Satoshi Kon’dan gelen güzel “çok başarılı” bir anime..Tam da bir rüya gibi..Zaman zaman rüyalarınızla gerçekleri karıştırdığınız olur mu?..Böyle hangilerinin rüya ya da hangilerinin gerçek olduğunu idrak etmeye çalıştığınız zamanlar?..İşte bu da tam böyle bir film..MD Mini denen bir alet vardır ve bunun sayesinde rüyalar kaydedilebilmekte,bu aleti baska kullananların rüyalarına da dahil olunabilinmektedir..Daha çok psikoterapi amaçlı kullanılırken tüm olaylar MD Mini’lerin birkaç ının ortadan kaybolması ve kötüya kullanılması ile başlar..Artık rüyalar özel bir hal olmaktan çıkar ve istenmeyen kişilerin rüyalara dahil olması ile ortaya çıkan huzursuzluklar anlatılır..Bilinçaltına atılan korkuların çözümleri rüyalarda aranıp kişinin daha iyi olması sağlanmaya çalışılır taa ki bu aletler çalınana kadar..

Konusu itibariyle çok çarpıcı bir filmdir..Filmdeki renkler,öğeler,motifler, yönetmenin kendi reklamını yapması,müzikler her şey çok hoştur..Keyifle izlenecek bir anime!..

07 Nisan Atlas “Red Road

Festivalin beklenen gözde filmlerindedir..Film monoton bir yapıya sahiptir..İlginç bir öykü barındırır içerisinde..Ve izleyiciyi defalarca şaşırtmayı başarır..Yalnız bir kadının işi gereği gözetlediği sokaklarda gördüğü bir adam hayatını değiştirmiştir..Kendi de vicdanı için bir şeyler yapmalıdır..

Başarılı oyuncuklar sergilenmiştir..İzlenebilir filmlerdendir..

PS. 18+ izleyiciye hitap etmektedir..

08 Nisan Beyoğlu “Selvi Boylum Al Yazmalım

Oğuz Atay’a “saygı” başlığı altında gösterilmiş fakat “saygısızlık” edilmiş filmdir..İngilizce çevirisi çok başarısız olup oyuncuların burun hizasından geçen altyazı sinir bozucu olmuştur..Saçma sapan çeviriler yüzünden ağlanacak film gülünecek bir hal almıştır..Güzelim filmden keyif alamadım..

örnek çeviri:

aldırma gönül – carefree heart

cemşit kardeş – Jemshit Brother

ve kekliği düz ovada avlarlar türküsünün ingilizce meali vs vs..

14 Nisan Atlas “Sorun Yaratan Adam

İzleyiciye yeni bir soluk getiren bir filmdir..Hayatın monoton bir hal almasından sonra insanları biraz da intihara iten nedenler üzerinde düşündürmüştür..Film , kahramanımızın bu yaşama adapte olamamasını anlatır..Hep bir huzur arayışı vardır..Bir kızarkadaşta,iş ortamında,belki de bir “delik”te hissedilen anne karnına dönme arzusunda..Bazı sahneler izleyicinin soğuk terler dökmesine neden olsa da,izlenmesi gereken ilginç bir filmdir..Ayrıca filmin müzikleri çok güzeldir..

15 Nisan Atlas “Büyülü Pencere

Balıkçı babasının denizlere gidip bir daha dönememisinden sonra Jonas hayallerini ve gülümsemesini kaybeder..Daha sonra sirkte tanışacağı bir cüce ona hayallerini geri verecektir..Gerçekle hayatı ayırt edebilmeyi anlamak üzere izlenmelidir..

Çocuk filmleri arasında gösterilmiştir..Yönetmenin de katılımıyla gerçekleşmiş çok hoş saatler geçirmemiz sağlanmıştır..Film başlamadan önce ve bittikten sonra yönetmen konuşma yapmış ve sorularımızı yanıtlamıştır..28 yaşındaki yönetmen Toke Constantin Hebbeln şahane bir iş çıkarmıştır..Gerek mekan seçimi,gerek kostümler,gerek oyuncular ve gerek çekimler olsun hepsi çok profesyonelceydi..Filmde gördüklerimizin çoğu stüdyo ortamında halledilmiş..Geniş alan çekimleri Danimarka’da yapılmış..Tam bir görsel şölen..Mutlaka izlenmeli..

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.